Kaan Çağlayangöl yazdı:

Kaan Çağlayangöl yazdı:

En Son Müzik Haberleri

İNTİHAL NAĞMELER

İstanbul’da on yıldır devam eden bir telif hakkı davası sonuçlandı ve Sezen Aksu, “Adı Bende Saklı” isimli parça için Yunanlı besteci Yiannis Karalis’e tazminat ödemeye mahkum oldu.

Bunun nedeni ise Karalis‘e ait olan bu besteyi Sezen Aksu’nun izinsiz olarak kullanması ve besteyi Türkçe sözler ile okuması ve yine davacının iddiasına göre söz konusu eserin filmlerde de kullanılması. Yunanlı besteci tazminat olarak bir milyon euro istemiş ama mahkeme, Sezen Aksu’yu 15 bin euro ödemeye mahkum etmiş. Fakat bu davada pek anlaşılmayan bir taraf var; Yunanlı müzisyenin Sezen Aksu’yu intihal ile mi, yoksa eserin izinsiz olarak alınıp kullanmakla mı suçladığı. Açıklamalara bakıldığında, Sezen Aksu’nun “Eser benimdir” demediği ortaya çıkıyor, Sezen Aksu’nun avukatları ise “bestecinin ismi” konusunda hata yapıldığını ve Yiannis Karalis‘e verilmesi gereken telifin yanlışlıkla Georgios Stavrianos‘a ödendiğini söylüyorlar. Tabii tüm bunlar yoruma açık konular fakat yoruma açık olmayan kısım ise Sezen Aksu’nun böylesine bir konu nedeniyle açılmış bir davadan mahkum edilmesi.

Açıkça söylemek gerekirse, günümüzde “Türk Pop Müziği” kökeni bakımından orijinal bir müzik değildir, bizim müzisyenlerimize ve bestecilerimize ait olarak görünen bestelerin çoğu aslında adaptasyondur, bir nevi intihaldir yani başka milletlerin müzisyenlerinin eseridir. Bu eserlerin bazıları, özellikle 1960-1980 yılların arasında hak sahiplerinden izin alınarak kullanılmıştır ama izinli alınanlardan daha fazlası intihaldir. Bazı sanatçılarımız yabancı menşeili başka bestecilerin bestelerini izin almaksızın alır, okur, hatta üzerlerine imzalarını da atıp kendi besteleri gibi albümlerine koyarlar ve piyasaya sürerler.

“Türk Pop Müziği” denen müzik bu bakımdan sanıldığı gibi yüzde yüz Türk malı değil bir Yunan’lı, Lübnan’lı, Arap, Mısır’lı hatta Fransız bestecilerin müziklerinden alıntıdır. Melodilerin az bir kısmı bize aittir ama bu şarkıların sadece ismi ve sözleri Türkçe’dir, o kadar.

Tabii durum sadece pop müzikten ibaret değil. Pop müzikte yaşanan durum arabesk müzikte de mevcut. Bir çok arabesk şarkı yine pop müzikte olduğu gibi bize ait değildir. Ülkemizde senelerden beri dinlenen ve klasikleştiği söylenen arabesk parçaların neredeyse tamamı intihaldir. Melodiyi Arapça bir eserden ya olduğu gibi alıp üzerine Türkçe söz yazmışlar veya yürütülmeyecek kadar “Arap” olan şarkının ana teması makaslanmış. Başına, ortasına ve sonuna yapılan ekler ile bizim bestecilerimizin bestesi gibi gösterilmiştir. Arabesk şarkıların sadece melodileri değil, aranjmanı yani düzenlemesi de söz konusu şarkılardan alıntıdır. Bu şarkılarda çoğunlukla Mısır’lı besteciler mağdur edilmiştir ve onların şarkıları tabir-i caizse bizim bestecilerimizin gibi gösterilmiştir.

Ülkemizde arabeskin en önemli kişilerinden bazılarının şarkıları kendilerine ait değildir. Arap dünyasının Elvis Presley’i gibi anılan ve 1977 yılında ölen Abdülhalim Hafız‘ın okuduğu bazı eserleri bizim bestecilerimiz tarafından kaynak gösterilmeden ve kendi isimlerini besteci kısmına kendi isimlerini yazmışlardır. Bu isimleri yazanlar genellikle şarkıları söyleyenlerdir.

Youtube’a girip “Abdel Halim Hafez” yazdığınızda, karşınıza sanatçının icra ettiği dünya kadar eser çıkacaktır. “Zay el Hawa”yı, “Ahwak”ı, “Hobak Nar”ı dinleyin. Bu şarkılar Abdülhalim Hafız’ın en ünlü şarkılarından sadece birkaçıdır.

Türk Pop Müziği ve Türk Rock Müziği için de birkaç örnek vermek istiyorum;

Yine Youtube üzerinden önce Nezahat Bayram’dan “Cano Cano” adlı türküyü daha sonra Barış Manço’dan “Dağlar Dağlar”ı dinleyin, Daha sonra Erkin Koray’ın “İllaki” adlı şarkısını dinleyin hemen ardından “Devil’s Anvil” adlı gruptan ise “Wala Dai” adlı şarkıyı dinleyin.  Sonra Barış Manço’dan “Ne Ola Yar Ola” adlı şarkıyı dinleyin. Hemen ardından ünlü Fransız şarkıcı ve besteci Michel Polnareff’den “Le Bal Des Laze” adlı şarkıyı dinlemenizi tavsiye ederim.

Tüm bunları dinledikten sonra yazdıklarımın daha net anlaşılacağı düşüncesindeyim. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Yeter ki hak yerini bulsun. Fakat bu durumun olumsuz tarafları da var; sevilen bir sanatçı hakkında bu tür konuları gündeme getirdiğiniz durumda toplumun büyük bir kesimi size hücum ederek sizi yalancılık ve iftira atmakla suçlar. Asla böyle kaygım olmadığı gibi kimseye de iftira atmayı hiç düşünmedim.

Peki Mesam ve Msg gibi iki büyük meslek birliğimiz ne iş yapıyor acaba? Bu kurumların koca koca bilim kurulları var, bu şarkılar için herhangi bir adım atmayı düşünmüyorlar mı acaba? Bakın sizlere ABD’den bir örnek vermek istiyorum. Çok kısa bir zaman önce ABD’de bir dava sonuçlandı ve adeta yer yerinden oynadı. Robin Thicke ve Pharrell Williams’ın “Blurred Lines” şarkısının Marvin Gaye‘in “Got to Give it Up” parçasından çalıntı olduğuna ve tazminat ödenmesine karar verildi. ABD’de görülen davada jüri, Robin Thicke ve Pharrell Williams’ın “Blurred Lines” şarkısının, R&B efsanesi Marvin Gaye’in “Got to Give it Up” parçasından çalıntı olduğuna hükmetti.

Marvin Gaye‘nin çocukları tarafından açılan davada karar açıklandı. Jüri, Robin Thicke ve Pharrell Williams’ın 1977 yılında piyasaya sürülen “Got To Give It Up” şarkısının telif haklarını ellerinde bulunduran kişilere 7.3 milyon dolar (19 milyon TL) tazminat ödemesine hükmetti. 2013 yılına damgasını vuran şarkıyı 2012 yılında bir saat içinde yazdıklarını belirten Pharrell Williams ve Robin Thicke, aynı gün içinde kaydettikleri parçanın çalıntı olduğu iddialarını uzun süre reddetmişti. ABD’li R&B ve soul sanatçıssı Marvin Gaye, 1960’lı ve 1970’li yıllarda önemli çalışmalara imza atmıştı.

Pharrell Williams, mahkemede verdiği ifadede, Gaye’in müziğinin gençken kendisine ilham verdiğini, öte yandan “Blurred Lines” şarkısını yazarken aklında Gaye’in parçasının olmadığını savunurken, iki şarkı arasındaki benzerliği kabul etti. Robin Thicke de “Blurred Lines”ın yapımında çok az emeğinin bulunduğu yönünde ifade verdi. Grammy ödülüne aday gösterilen “Blurred Lines” şarkısı, Thicke ve Williams’a 5 milyon dolardan fazla kazandırmıştı. Gaye ailesinin başvurusu üzerine şarkıları inceleyen müzikologlar, iki şarkı arasında sekiz benzerlik bulunduğunu açıkladı. Buna göre, bas ve klavye kullanımı; döngü ve tekrarlanan tema benzerlik gösteriyor. Uzmanlar perküsyon ve davul sesinin de benzerlik gösterdiği görüşünde.

Yurtdışından intihal şarkılar üzerinde bu kadar durulurken bizde ise tam tersi bir tutum sergileniyor ve görmezlikten, duymazlıktan geliniyor. Ülkemizde intihal olarak alınan şarkıların gerçek bestecilerinden daha çok para kazanan ve ün sahibi olan sanatçılar var.
 
Kaan ÇAĞLAYANGÖL

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ